Yayınevleri

Advertising
MEVLÂNA EŞREF ALİ TANEVİ
Kaddesallahu Sirrehu
Hicri 1280 yılı Rebi’ul’âhir ayında Hindistan’ın bir kasabası olan Tana Bavan’da doğdu. 5 yaşındayken
annesi vefat etti. Daha çocukken, yaşıtları arasında, yaradılışındaki İslamî unsurlarla üstünlüğünü gösterdi.
 
Ailesinde öteden beri mevcut bulunan geleneğe uygun olarak önce Kur’an-ı Kerim’i ezberledi. Kur’an hıfzından sonra Mevlâna Fetih Muhammed’den yarar-lanarak, Arapça öğrenimin sağlam bir temeline sahip oldu. Bu dönemde, çocukluktan uzak bir şuur ve irade ile, teheccüd namazlarına başladı. Bunda, Fetih Muhammed Efendi’nin onun üzerinde bıraktığı ilimle amel etmenin olumlu etkisi söz konusudur.
 
Arkasından, dayısından Farsça öğrendi. Öğrendiği bu Farsça ile 18 yaşında Mesnevi-i Zer-u Bem gibi çok değerli bir eser yazabilmiştir.
 
Hicri 1295’de ülkenin en etkin medresesi olan Diyo- bend’deki Dar’ul Ulum’da ilim tahsiline başladı. İslami ilimleri tahsil ettikten sonra hicri 1301’de Hindistan’ın önde gelen âlimlerinden olan Reşid Ahmed Gangûhi rahmetullahi aleyh’den icazetini aldı. Buradaki diğer hoca-ları Şeyh’ul-Hind Mevlâna Mahmud Hasen, Seyyid Ahmed Dehlevi, Muhammed Ya’kub Nanotvi gibi bü-yük âlimlerdi.
Daha sonra Kanpur şehrinde Feyzul’âm medrese-sinde Müderrisliğe başladı. Derin ilmi ve tesirli hitabeti ile kısa bir sürede tüm medrese ve şehir halkı arasında itibar kazandı. Medrese idarecileri, onun bu tesirli hita-betini bağış toplamak için kullanmayı düşündüler. O ise bu teklifi hamiyyet-i diniyye’ye ters buldu ve hitabe-tini böyle bir amaçla kullanamayacagını belirterek red-detti ve böylece oradan ayrıldı. Da­ha sonra Câmi-ul-Ulûm Medresesi’nde öğretime başladı ve burada 14 sene kaldı.
 
Hicri 1315’de mürşidinin isteği üzerine memleketine geri döndü. Orada çeşitli ilmi çalışmalarının yanı sıra irşad çalışmalarında da bulundu.
 
Tasavvufu, ifrat ya da tefrit noktasına getirenlere karşı, tasavvufun aslî yapısını, Kur’an ve sünnetten deliller getirerek açıkladı.
 
Zamanla buradan zâhiri ve bâtınî yönden istifade etmek için gelen halk o kadar çoğaldı ki, devlet bu ufak kasabaya bir tren istasyonu açmak zorunda kaldı.
 
Hicri 1362 Receb ayında vefat etmiştir.
 
Bütün ilim dallarında, Arabça, Farsça ve Urduca olarak yazdığı makale ve kitabların sayısı 800’e ulaş­maktadır. Beyan’ül-Kur’an (Tefsir), İmdad-ül-Fetava (Fetv­alar), Beheşti Ziver (Fıkıh), Mesail-üs-Sülûk Min Kelamı Melik’ül Mülûk (Tasavvuf) önde gelen eserle-rindendir.
 
Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsia.